Ads 728x90

New Super-Man #1 İnceleme


        


Bir Çin atasözü der ki;

  ''Tarihin işi eskileri anlatmak değil yenileri yaratmaktır.''


New Super-Man, Gene Luen Yang’ın yazıp, Richard Friend ve Viktor Bogdanovic’in çizdiği bir Rebirth serisi olarak 13 Temmuz 2016’da okuyucularla buluştu. Kabataslak üstünden geçmek gerekirse, bakın çok kabataslak geçiyorum; Çinli bir Superman var. Evet tam olarak bu. Yukarda gördüğünüz tarz bir şey… Değil tabii ki. Çok iyi yorumlar almamasına ve çoğu okurun ‘’Ben devam etmem bu seriye.’’ demesine rağmen bence bir şansı hak ediyor.

Ana karakterimiz Çin’in Clark Kent’i olmaktan ziyade, Çin’in ‘super’ ‘man’i, yani çakma Superman demek ne kadar doğru tartışılır. Kişilik olarak benzer yönleri çok az. Bu açıdan Superman kadar güçlü ama ondan daha neşeli, kurnaz, esprili bir karakter görmek bir nebze de olsa okuyucunun ilgisini çeker, diye düşünüyordum…


Ana karakterimiz Kenan Kong, okuyucularda daha çok Kenan Komutan etkisi yarattı. Gelelim ilk sayıda olanlara ve serinin geleceğine.


Kenan Kong, babası bir tamirci, komplo teorisyeni diyeceğimiz insanlardan oluşan bir arkadaş grubu var. Annesini küçükken bir uçak kazasında kaybetmiş… İşte hikaye, bir havayolu şirketini işleten adamın oğlu ve Kenan arasında geçen bir münakaşayla başlıyor. Aslında tam münakaşa denmez. Bu biraz daha… zorbalık gibi. Tabii zengin-şişman oğlan, Blue Condor tarafından yakalanınca işler değişiyor. Evet. Blue Condor. Hikayede bahsettiği kadarıyla bu kötü adamımız her birkaç ayda ortaya çıkıp parası olanlara terör estiriyormuş. (Burda burnunuza buram buram Çin kokusu gelmiş olabilir.)

Kenan burda ne mi yapıyor, elindeki kola kutusunu Condor’a fırlatıyor, ve Condor… Öylece gidiyor. Tabi millet toplanmış, çekirdeğini alan gelmiş, basın da geri kalmamış. Masum çocuğu Condor’dan kurtaran bu gençle röportaj yapmak isteyen bir gazete var. Primetime Shangai. Muhabir Laney Lan!


E haliyle Kenan da ‘’Whoa.’’ oluyor. Yapılan yayın sırasında konuşması ve cesareti birilerinin dikkatini çekmekten de geri kalmıyor.



Hayır abi, S.H.I.E.L.D.’ın dikkatini çekmiyor ve bu kadın da Maria Hill değil, aklınıza öyle bir şey geldiyse hemen unutun.



Olaydan sonra ilk işi babasının yanına gitmek olan Kenan görüyor ki müstakbel babası durumdan pek hoşnut kalmamış. Hatta ‘’Seninle de röportaj yapmak istiyorlar!’’ dediğinde oğlunu, teorisyen arkadaşlarına değişebilecek kadar da taş kalpli. Bu bizim oğlanlar devletin üst kademesinde kurulmuş gizli bir servisin varlığına inanıyorlar ve amaçları onu ortaya çıkarmak. Bir sürü kanıt toplamışlar. Kenan’ın dediğine göre beş yıldır kitabın yayınlanmasına az kalıp duruyormuş… Babasının yanından böyle kovulan Kenan, annesinin mezarına gidiyor. İki yıldır gitmediği annesinin mezarına… Maria Hill’imiz de onu orda- öhöm çok pardon- işte Kenan’ı hedef tahtasına oturtmuş bu çok gizli kadın orda onu buluyor. Önce Superman’den bahsedip sonra kendisinin, devletin üst kademesinde kurulmuş gizli bir servis için çalıştığını söylüyor.


Kenan’ı peşinden bir laboratuvara götürüyor. Diğer çok gizemli arkadaşıyla birlikte hiçbir şeyden haberi olmayan masumu bir kapsülün içine sokuyorlar.
Son dakika Kenan ‘’Çıkarın beni benim kapalı alan korkum var!’’ gibisinden mızlansa da iş işten geçmiş oluyor. Nihayetinde önce cızbız oluyor, sonra ise;


Çıkarken sarfettiği sözlerin anlamını, bir ihtimal okursunuz diye burda açıklamak istemedim. Ama bir noktaya dikkatinizi çekmek isterim. Bakın bu ayrıntıyı atlamayın;

Bu biraz sayının son sayfasında okuyucu temsili olmuş çünkü.


    Şimdi süper güçleri de olan bir Kenan Kong düşünün, henüz kontrol edemediği için oraya buraya çarpmaya başlıyor. Dr. Omen’in (işte o gizli kadın) sakin ol uyarılarına da kulak vermeyince onu durdurmaya kim mi geliyor dersiniz?

    
Gerçi ne kadar seriyi biraz taşlıyor gibi gözüksem de ikinci sayıda biraz daha tanıdığımız Kenan Kong’a, şahsen ben, ısındım. Öyle aman aman bir dibe batma olmadığı sürece okurken sıkılacağımı sanmıyorum. Bence siz de bir şans verin be!
Takipte kalın!






Hiç yorum yok